3 Mayıs 2008 Cumartesi

ZEHİRDEN KAÇIŞ

Bölgemiz arıcıların en büyük sorunu...Mayıs ayı geldiğinde fındık zararlılarına karşı yapılan ilaçlamadır...
Sulu ve toz olarak yapılan bu ilaçlar, arıların ( özellikle tarlacı ) öülmüne neden olmaktadır...
Arıcılar ilacın zararından korunmak için, fındık yetişmeyen ve yaklaşık rakımı 1000 metre olan yüksekliklere çıkmaktadırlar...
Bende bugün arılarımı koymak için Güce ilçemiz sınırları içindeki ormanlık alanda yer tutmaya gittim...
Orman vardığımızda geceden gelen arıcılarla karşılaştım.hava soğuktu.. Açan çiçekler açmamış denecek kadar azdı..

İşte bu resimde azda olsa kar yığını görülebiliyor..
Buralar bir hafta sonra mor-beyaz bir renge bürünecek...
Şu an yeşilin türlü tonları ile bezenmiş doğa...



Arıları koyacağım yerdeki; böğürtlen, orman gülü ,yaban mersini ve yaban taflanını temizledim.



Açan çiçek sayısı az olunca, haliyle arılar orman gülüne ikişer üçer saldırmışlar...Evet bir dalda üç kız kardeş...



Bu görüntüdeki arıların bir kısmı akşamdan kalmaydı...

Taflan balı onları sarhoş etmişti...

Şurubu içen arılar sızıp kalmışlar...


Havanın soğuk olması nedeniyle arıları taşıma işini gelecek hafta sonuna bıraktım...



















25 Nisan 2008 Cuma

ORMAN GÜLÜ

Arıların bal ve polen deposu orman gülü çiçeği..
Artık çevremizdeki alanı (fındık bahçesi açmak için kesildiği için) çok daraldı..

OĞUL

Perşembe günü bilgisayar başında oturmuş bloga resim gödermeye çalışırken bir telefon geldi.
" Hasan bizim arılık karışmış,herhalde oğul çıkmış." Arayan Temel arkadaştı.
O heyecanla birden evden çıktım.Sadece yanıma bir kovan alabildim..mum almayı düşünemedim..

4 kilometrelik yolu otomobii ile kurşun gibi gittim.
Arının yanına vardığımda havada dolaşan arıları görünce oğul olduğunu anladım..
Oğul fındık dalına konmuştu. Ama iki tane oğul çıkmış gibi ayrı duruyordu..
Kovanı hazırladım..Diğer kovanlardan bir adet ballı çerçeve alıp koydum..
Oğulun büyük olana yığınını kovana silkeledim...
"Ah dedim fotoğraf çekecektim".
İşte Türk'ün aklı hep böyle sonradan gelir..
Neyseki silkeledikten sonra birkaç fotoğraf çektim..




Oğul bir kaç silkelemeden sonra kovana toplandı.


Daha sonra kovanı diğer kovanların yanına taşıdım..
Ana kovanı yaptığım kontrolde bunun ikinci oğul olduğunu anladım...
Birinci oğul pazartesi günü Cin Taşı mevkinde görülmüş...




24 Nisan 2008 Perşembe

NEREDEYİZ

Sevgili günlük,
Uzun bir süredir,
seni ihmal ettim.
Sanmaki unuttum.
Sadece üstat arıcıları izlemekten
başım döndü...
Onların arıcılık üzerine
yaptığı hizmetler karşısında
dilim tutuldu...
Tüm arıcı arkadaşlar
arılarıyla çoşarken
baharın çoşkusuyla
şahlanmış küheylan gibi
benim arılar
Anadolunun Karakaçanı gibi ilerliyordu...
belki de ezikliğim bundandı
ve de suskunluğum...

Evet sevgili günlük,
arılarım bir süre mum kurdu ile savaşım verdiler.
nedenini çözemedim,
ama zamanla
kurt( yada güve) kayıp oldu.

Kışa 24 kovan ile girmiştim,
iki kovanda ana kaybı oldu,
anasız kovanı diğer kovanlarla birleştirdim.

Nisan ayında kovanlar yavaşta olsa gelişme gösteriyordu ki,
bu kez de tezenkür balı başımıza musallat oldu...

Daha bunun arı kuşu ve
fındık ilacı var..

Durmak yok! direne direne kazanacağız....

6 Nisan 2008 Pazar

SİS DAĞI

Adına türküler yakılan Sis Dağı bu olmalı.
Sis Dağı beri bakar,
Suyu bulanık akar...

Sis Dağı'nın başında
Duman değil kar idim,
Sevdiğim senin ile
Ne günlerim var idi...

Bu gün başında duman yoktu..
Ama uzaktan o kadar davetkardı ki "yazın bekle, biz geliyoruz" dedik..

ELMA ÇİÇEĞİ




KİRAZ ÇİÇEĞİ